Kardeşler Lokantası Kemerburgaz'ın köy tarafında. Çevreyolu'ndan geliyorsanız Göktürk'e değil kemer tarafına dönmeniz gerekiyor. Burada servisin sabah 5’te başladığını söylüyorlar. Arabam olmadığı için gelip sabah çorbalarını test edemedim. Biz genelde öğlen saatlerinde geliyoruz ve bu saatlerde içerisi en yoğun zamanını yaşıyor. Burayı keşfetmiş üst sınıf kemer sakinleri, yakınlardaki fabrikaların hem yönetici hem de işçileri, köy esnafı, bizim gibi uzaydan gelenlerden oluşan kalabalık aynı masalarda yan yana oturup yemeğini yiyor.
Menüye geçersek öncelikle mekanın klasikleşen lezzetlerinden bahsetmeli. Döner zaten İstanbul ortalamalarının çok üzerinde. Kıymasız, çok başarılı bir şekilde terbiyeye edilmiş has et döner. Ne çok yağlı, ne de sosyete iskendercilerindeki o iğrenç yağsız kayış gibi görüntü. Tam ortası. Tek sorunu döner porsiyonlarının çok küçük olması.
Klasik lezzetler derken elbette ki çok enteresan şeyler beklemeyin buranın iki büyük klasiği nohut ve fırın makarna. Et, salça ve soğanla pişirilen nohutun özelliği uzun saatler ağır ağır pişiriliyor olmasından geliyor. Zannedersem içindeki soğan kremamsı bir kıvam alarak yemeğin suyu içinde kırklara karışıyor ve yemek bambaşka bir boyut alıyor. Bir de inceden süt tadı alıyorum ben ama usta sırrını vermedi. Fırın makarna ise çocukluğmda evde veya okulun yemekhanesinde karşılaşmaktan pek de haz etmediğim bir yemek. ama burada Kardeşler'de fırın makarna resmen yeniden tanımlanmış. O nedir abi. Üzerine yatıp uyurum ben onun.
Klasiklerin dışında bir de her günün özel yemeği var. Pazartesi gününü test edemedim ama Salı günleri "Büryan", çarşamba günleri "Kuzu Kapama", perşembe günleri "Beğendili Kebap", cuma günleri "Elbesan Tava". Ancak bu dört yemek de insana geceleri uykularını kaçırtacak kadar güzel. Şimdi yazarken bile Elbasan tava düştü aklıma... Hele bir de internetten resmini bulmuşum ki...
Tanrıların ölümsüzlük sırrı ambrosia mı, Alessandra Ambrossio mu
yoksa elbasan tava mı derseniz tabii ki Alessandra derim.
Ama içim şöyle bir cız eder. işte öyle bir şey...
Hazır Kemerburgaz'a gelmişken turşu alabilirsiniz. Ama ondan önce lokantanın hemen arkasındaki kahveye oturun. Biz napıyoruz bu İstanbul'da diye düşünürken yanında napoliten çikolata ile servis edilen türk kahvesini deneyin. Mümkünse tavla oynayın. Öyle aval aval bakının etrafa...
Fotoğraflar: agzimintadi.blogspot.com'dan Hakkı Dayı'nın fotoğraflarıdır.
Hiç yorum yok:
Yorum Gönder